Bazı insanların mutlulukları çok gürültülü ve yapmacık… Evet, yapmacık. Çünkü
mutluluklarının asıl güç kaynağı hayalleri, umutları ya da sevgileri değil.
Asıl güç kaynağı insanları kırmak, üzmek; insanların hayatlarını mahvetmek… Ya
da mutlu bile değiller sadece şımarıklar. Bu tarz mutluluklar çok saçma.
Mutsuzluğumu seviyorum. En azından yapmacık değil. Ama mutluluk varken
de bunu tercih etmem. Benim mutluluğumu kaynağı yalnızlığım, müzikler,
kitaplar, filmler, samimi, cana yakın
insanlarla tanışmak belki de sigara bile…
Dünyada bu
kadar mutlu olmak için sebep varken yapay mutluluk için insanları üzmek ya da
mutsuz olmak çok saçma. Sabahtan akşama
kadar depresyon müzikleri dinlemek, sürekli ağlamak ne kadar iyi olabilir ki?
Evet,
yalnızlığımı seviyorum. Çünkü beni kıracak, kendi çıkarları için beni silecek
ya da aptalca davranan insanlar yok.
Müzikleri,
kitapları, filmleri seviyorum. Özelliklede müziği. Onsuz bir hayat düşünemem
sanırım. Bir düşünsene, beni ağlatacak ya da gülümsetecek etkisi olan notalar
bir araya geliyor. Üstüne de beni anlatan, huzur bulduğum binlerce sözcük
geliyor. Bu birleşim bazen sana ailenle geçirdiğin tek en mutlu gününü
anımsatırken, bazen eski sevgilinle tek bir kulaklığı paylaşarak dinlediğin
müzik oluveriyor. Kitaplarda önemlidir. Hem de çok önemlidir. Apayrı insanlar
tanıyorsun, hiç görmediğin yerleri –hayal gücüyle de olsa- görebiliyorsun.
Bazen okuduğun ve hiç göremeyeceğin insanın hata yapmaması için dudaklarını
yerken bazen o insanın mutluluğuna sevinebiliyorsun. Bunlar mutluluk olamaz mı?
Bence hala
zamanın varken, geç olmadan gözyaşlarını sildiğin peçeteni bir kenara bırak ve
içindeki yaşam sevincini yeniden canlandır.
