9 Mayıs 2012 Çarşamba



           
Bazı insanların mutlulukları çok gürültülü ve yapmacık… Evet, yapmacık. Çünkü mutluluklarının asıl güç kaynağı hayalleri, umutları ya da sevgileri değil. Asıl güç kaynağı insanları kırmak, üzmek; insanların hayatlarını mahvetmek… Ya da mutlu bile değiller sadece şımarıklar. Bu tarz mutluluklar çok saçma. 
    
            Mutsuzluğumu seviyorum. En azından yapmacık değil. Ama mutluluk varken de bunu tercih etmem. Benim mutluluğumu kaynağı yalnızlığım, müzikler, kitaplar, filmler,  samimi, cana yakın insanlarla tanışmak belki de sigara bile…

           Dünyada bu kadar mutlu olmak için sebep varken yapay mutluluk için insanları üzmek ya da mutsuz olmak çok saçma.  Sabahtan akşama kadar depresyon müzikleri dinlemek, sürekli ağlamak ne kadar iyi olabilir ki?

          Evet, yalnızlığımı seviyorum. Çünkü beni kıracak, kendi çıkarları için beni silecek ya da aptalca davranan insanlar yok.

          Müzikleri, kitapları, filmleri seviyorum. Özelliklede müziği. Onsuz bir hayat düşünemem sanırım. Bir düşünsene, beni ağlatacak ya da gülümsetecek etkisi olan notalar bir araya geliyor. Üstüne de beni anlatan, huzur bulduğum binlerce sözcük geliyor. Bu birleşim bazen sana ailenle geçirdiğin tek en mutlu gününü anımsatırken, bazen eski sevgilinle tek bir kulaklığı paylaşarak dinlediğin müzik oluveriyor. Kitaplarda önemlidir. Hem de çok önemlidir. Apayrı insanlar tanıyorsun, hiç görmediğin yerleri –hayal gücüyle de olsa- görebiliyorsun. Bazen okuduğun ve hiç göremeyeceğin insanın hata yapmaması için dudaklarını yerken bazen o insanın mutluluğuna sevinebiliyorsun. Bunlar mutluluk olamaz mı?

       Bence hala zamanın varken, geç olmadan gözyaşlarını sildiğin peçeteni bir kenara bırak ve içindeki yaşam sevincini yeniden canlandır.